Zekat
Zekât, İslam'ın beş temel şartından biridir ve yeterli mali güce sahip her Müslümana yılda bir kez farz kılınmaktadır. Hasene topladığı zekâtları Kur'an-ı Kerim'de belirtilen 8 sınıfa dağıtmaktadır.
Detaylı Bilgi Bağış Yapİslam’ın beş temel esasından birisi olan zekât Müslümanlara farz kılınmıştır. Fitre (fıtır sadakası), varlık sahiplerinin ramazan ayı içerisinde yoksullara vermesi gereken sadakadır. Zekât, Tevbe suresinin 60. ayetinde geçen şu 8 sınıf kimselere verilmektedir: “Sadakalar (zekâtlar) Allah’tan bir farz olarak ancak, yoksullara, düşkünlere, (zekât toplayan) memurlara, gönülleri (İslam’a) ısındırılacak olanlara, (hürriyetlerini satın almaya çalışan) kölelere, borçlulara, Allah yolunda olana, yolda kalana mahsustur. Allah pek iyi bilendir, hikmet sahibidir.”
Zekât Fitre Kampanyası ile; yapılan yardımlar bir fonda toplanıyor ve Kur’an’da zikredilen 8 sınıfa dağıtılıyor. Kurumsal bir disiplin içerisinde yürütlen çalışmalar ile mazlum, mağdur, muhacir ve mültecilere yardım elinin uzatılmasının yanı sıra, bilhassa Avrupa’da İslam’ın en güzel şekilde temsil edilmesi ve tanıtılması, eğitim ve öğrenim gören öğrencilerin desteklenmesi, toplumun ihyası ve inşası doğrultusunda yapılan çalışmalar da bu fondan destekleniyor.
Kişi, temel ihtiyaçlarını karşılamıştır. Bir yıl sonra elinde 3.800 Euro para, 50 g altın (mücevher), 1.250 Euro tasarruf veya konut tasarruf hesabında parası vardır. 50 g altının kendisi nisap miktarında değildir. Ancak diğer mallar nisap miktarını aştığı için bu sefer zekâta tabidir. O zaman 50 g x 37,07 Euro* = 1.853,50 Euro. Buna göre: 3.800 Euro + 1.853,50 Euro + 1.250 Euro = 6.903,50 Euro. Bundan 100’de 2,5 oranındaki miktar zekât olarak ödenir. Bu da, 6.903,50 Euro x 0.025 = 172,58 Euro zekât demektir.* 08.03.2019 tarihinde altının gram fiyatı: 37,07 €Altının gram hesabı, hangi tarihte zekât ödenecekse ona görebelirlenmelidir.
Hadîs-i şeriflerde fitre miktarının hangi mallardan, ne kadar verileceği belirtilmiştir. Ancak o zamanki ölçeklerin farklılığı ve malların kullanımında bir değişiklik olduğu için İslam âlimleri bugünkü fitre miktarının en az bir kişinin, bir günlük yiyecek ihtiyacını karşılayacak şekilde olması gerektiğini ifade etmişlerdir. Kişi başı fitre miktarı aktüel olarak 10 Euro’dur.
Sayfamızda yer alan Bağış Yap YAP kısmından Zekât Fitre bölümünü seçiyorsunuz. Bu bölüm altında yer alan ilgili kısmı tercih ediyorsunuz ve yapacağınız yardım miktarını, durumunuza uygun bir şekilde belirliyorsunuz. Akabinde devam tuşuna basıp, açılan sayfada size ait olan bilgileri eksiksiz bir şekilde girerek ödemenizi yapıyorsunuz. Ayrıca Hasene Zekât ve Fitre zarfının içerisine zekât, fitre veya sadakalarınızı koyarak, zarfı en yakın IGMG şubesine teslim edebilirsiniz. Ya da, belirtilen banka hesabına zekât, fitre veya sadaka olduğunu belirten bir açıklama yazarak havale yapabilirsiniz.
Kur’ân-ı Kerîm’de 30 âyet-i celilede zekât ibadeti bizzat “zekât” kelimesi ile zikredilmekte ve zekâtın ödenmesi emrolunmaktadır. Bununla birlikte, 14 ayette ise “sadaka” kelimesi geçmektedir. Bunların bir kısmı ile de yine zekât kastolunmaktadır;“Onların mallarından sadaka al; bununla onları (günahlardan) temizlersin, onları arıtıp yüceltirsin. Ve onlar için dua et. Çünkü senin duan onlar için sükunettir (onları yatıştırır). Allah işitendir, bilendir.” (Tevbe suresi, 9:103)“İşte sizler, Allah yolunda harcamaya çağırılıyorsunuz. İçinizden kiminiz cimrilik ediyor. Ama kim cimrilik ederse, ancak kendisine cimrilik etmiş olur. Allah zengindir, siz ise fakirsiniz. Eğer O’ndan yüz çevirirseniz, yerinize sizden başka bir toplum getirir, artık onlar sizin gibi de olmazlar.” (Muhammed suresi, 47:38)Şu üç ayet zekâtın farz bir ibadet olduğunun delilleridir.“Namazı kılın, zekâtı verin.” (Bakara suresi, 2:110)“Müminlerin mallarından zekât al ki onları temizleyip mallarını çoğaltasın.” (Tevbe suresi, 9:103)“Hasat günü ürünün hakkını ödeyin.” (En’âm suresi, 6:141)
Akıllı, olgunluk hâlini idrak etmiş, Müslüman ve hür, temel ihtiyaçlarından ve borçlarından fazla olarak, üzerinden bir yıl geçmiş zekât mallarından nisap miktarı mala sahip olan her erkek ve kadın üzerine farz olur.
Altın, gümüş, zirai ürünler ve evcil hayvanlar ile ticaret mallarının zekâtlarını kendi cinslerinden vermek caiz olduğu gibi kıymetleri üzerinden vermek de caizdir. Zekâtta gaye ihtiyaç içinde olanların bu ihtiyaçlarının karşılanmasıdır. Zekât, zekâta tabi malın kendisinden ödenebileceği gibi, çoğu zaman zekâta tabi olan malların kıymetini vermekle de eda edilir ve ihtiyaç içindekiler kendi ihtiyaçlarını bu bedelle karşılarlar.
Zekâta tabi hayvanların evcil olması yanında şu altı türden olması da gerekir: Koyun, keçi, sığır, manda, deve ve at. Ebu Hanîfe’ye göre, atlara da zekât farzdır. Ebu Yûsuf ve İmam Muhammed’e göre ise atlara zekât gerekmez. Fetvaya esas olan bu ikinci görüştür. Katır, eşek ve geyikler için de zekât gerekmez.
Zekâtı eda etmemek hem dünyevi hem de uhrevi cezalara sebep olur. Şu âyet-i kerîmeler ve hadîs-i şerifler zekâtı eda etmemenin dünyevi zararlarına işaret eder. Ayetler:“Allah’ın, kereminden kendilerine verdiklerini (infakta) cimrilik gösterenler, sanmasınlar ki o, kendileri için hayırlıdır; tersine bu onlar için pek fenadır. Cimrilik ettikleri şey de kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.” (Âl-i İmrân suresi, 3:180)“Dini yalanlayanı gördün mü? İşte o, yetimi itip kakar; yoksulu doyurmaya teşvik etmez; Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar. Onlar gösteriş yapanlardır ve hayra mani olurlar.” (Maun Suresi, 1-7)Hadis-i şerifler:“Sadaka (zekât) bir mala karışırsa, o mal helak (yok) olur.” (Beyhaki)“Her kim malın zekâtını vermezse Allah (c.c.) onun malından korumasını kaldırır.” (Lübabü’l Hadis)Yukarıda zikredilen ayet ve hadîs-i şeriflerden anlaşılan uyarıları şöyle özetleyebiliriz: 1. Zekâtta Allah’ın emrinin tersine gidildiği ve cimrilik edildiği takdirde Allah (c.c.)’nun bu görevi bizden alıp başka bir topluma verileceği zikrediliyor. 2. Zekât hangi mala karışırsa onu mutlaka helak edeceği ifade ediliyor
Altın, gümüş ve para dışındaki mallar ile; ev eşyası, akarlar, hayvan türleri, tarım ürünleri, elbiseler ve benzeri menkul ve gayrimenkullerden ticaret için hazırlanan mallar kastedilir. Sahibinin satıp kâr etmek amacıyla edindiği ev, dükkân, arsa, tarla, bahçe ve benzeri akarların hükmü de ticari eşyanın hükmü gibidir. Bu gibi akarlar da ticari eşya gibi zekâta tabidir. Ancak sahibinin veya bir yakınına tahsis edilmiş ve kira ve benzeri bir gelir getirmeyen ev, ticaret için kullanmakta olduğu iş yeri, depo, büro ile sanayi için kullandığı tesislerden zekât gerekmez. 1. Ticaret Malından Zekât Alınmasının Şartları: a) Ticaret Malının Nisap Miktarına Ulaşması: Yıl başında kıymetleri en az 560 gram gümüş veya 80 gram altın miktarında bulunan ticaret mallarının zekâtı için yıl sonundaki kıymetleri esas alınır. Bu kıymetlere göre zekâtı verilir. b) Ticari Malın Üzerinden Bir Yıl Geçmesi: Ticaret malına sahip olunduğu tarihten itibaren malların kıymetleri üzerinden bir yıl geçmiş olması şarttır. Malın kendisi üzerinden yıl geçmesi şart değildir. Hanefî ve Mâlikîlere göre bu konuda geçerli olan yılın başı ile sonu olup, ortası değildir. Bir kimse yılın başında nisap miktarı mala sahip olup yıl içinde bu mal azalır, daha sonra yıl sonunda yeniden nisap miktarına ulaşırsa bu maldan zekât vermek gerekir. c) Satın Alma Sırasında Ticarete Niyet Etmek: Ticaret malları satın alınırken bunlarla ticaret yapmaya niyet etmek gerekir. Eğer bu mallara sahip olduktan sonra niyet edilirse, niyetin ticaret işine yakın olması gereklidir. Satışa arzetmek, satış için ilan vermek veya satış için başkasına yetki vermek gibi bir fiil olmadıkça mücerret bir niyetle bir mal, ticaret malına dönüşmüş olmaz. Başlangıçta ticaret niyetiyle satın alınmamış olan bir mal, mesela bir arsa, birtakım eşya, halı veya bir miktar tahıl ileride satılmak üzere saklansa, bu bir ticaret malı sayılmaz. Bu yüzden bunun bir yıl geçmekle zekâtı lazım gelmez. Bir kimse şehir kenarındaki bir gayrimenkulünü zirai ürünler yetiştirmek veya depo vb. için kullanılmak üzere kiraya vermekte ise, bu yer geliri üzerinden zekâta tabi olur. Fakat burası belediye imar alanına girip, parsellendikten sonra satışa arzedildiği tarihden itibaren ticaret malına dönüşür ve değeri üzerinden kırkta bir zekâta tabi olur. Özet olarak, bir şeyin ticaret malı sayılıp, bundan zekâtın gerekmesi için; malın nisap miktarına ulaşması, üzerinden bir yıl geçmesi, niyetle birlikte fiilî olarak da ticarete başlanılmış olması, ayrıca malların ticaret niyetine elverişli bulunması şarttır. 2. Ticaret Malından Zekâtın Hesaplanması: Ticaret eşyası üzerinden bir yıl geçince altın veya gümüş üzerinden ihtiyaç sahipleri için daha yararlı olan tercih edilerek nisap belirlenir. Zenginlik sınırının tespitinde, temel ihtiyaç maddeleri istisna edilerek, tercih edilen görüşe göre kişi kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin bir yıllık masraflarını ve borçlarını düşer. Geride kalan nakit para veya ticaret eşyası nisap miktarına ulaşır ve üzerinden de bir yıl geçmiş olursa, bunlar birbirine eklenerek kırkta bir zekâta tabi olur. (İbnu’l Hümam, Fethu’l Kadir, C.1, Shf. 528) Ticaret malının zekâtı kırkta bir olarak kendi cinsinden verilebileceği gibi, malın kıymetinin kırkta biri de verilebilir. Zekât yükümlüsü bu konuda tercih hakkına sahiptir. Çünkü ticaret malı, zekâtın farz olduğu bir maldır. Altın, gümüş, hayvan veya tarım ürünlerinde zekât kendi cinslerinden verilebildiğine göre bunların zekâtını da kendi cinsinden vermek caizdir. Ticaretten yıl boyunca elde edilen kârlar ile hayvanlardan doğan yavrular, miras, bağış gibi ticari olmayan yollardan elde edilen mallar sermayeye eklenir. Yıl sonunda bunlar bir bütün olarak değerlendirilerek zekât hesabı yapılır. Ancak yıl dolduktan sonra meydana gelecek ilaveler asıl mala eklenmez.
Sayfamızda yer alan Bağış Yap YAP kısmından Zekât Fitre bölümünü seçiyorsunuz. Bu bölüm altında yer alan ilgili kısmı tercih ediyorsunuz ve yapacağınız yardım miktarını, durumunuza uygun bir şekilde belirliyorsunuz. Akabinde devam tuşuna basıp, açılan sayfada size ait olan bilgileri eksiksiz bir şekilde girerek ödemenizi yapıyorsunuz. Ayrıca Hasene Zekât ve Fitre zarfının içerisine zekât, fitre veya sadakalarınızı koyarak, zarfı en yakın IGMG şubesine teslim edebilirsiniz. Ya da, belirtilen banka hesabına zekât, fitre veya sadaka olduğunu belirten bir açıklama yazarak havale yapabilirsiniz.
Şu hadîs-i şerifler zekâtın farz oluşunun delilleridir:“İslam beş temel üzerine kurulmuştur. Bunlardan biri de zekât vermektir.” (Buhari, İman, 1,2; Müslim, İman, 19-22; Tirmizi, İman, 3; Nesei, İman, 3.)Peygember Efendimiz (s.a.v.), Muaz b. Cebel (r.a.)’ı Yemen’e vali olarak gönderirken kendisine şu sözleri söylemişti:“Onlara bildir ki, Allah Teâlâ kendilerine zekâtı farz kılmıştır. Zekâtı onların zenginlerinden al, ihtiyaç sahiplerine ver.” (Buhari, Zekât, 1; Ebu Davut, Zekât, 5; Nesai, Zekât, 46; İbn Mace, Zekât, 1.)Zekâtın farz bir ibadet olduğu hususunda asırlarca bütün müctehit âlimler söz birliği etmişlerdir. Zekât, zekât mükellefi olan her Müslüman‘ın yılda bir defa zorunlu olarak vermesi gerekli olan mali bir ibadettir. Bundan dolayıdır ki, Zekâtın farz olduğunu inkâr eden kimse dinden çıkar. Zekâtın farziyyetini şüphesiz bir şekilde kabullenip buna karşın eksik veren günahkâr olur.
“Sadakalar (zekâtlar) Allah’tan bir farz olarak ancak yoksullara, düşkünlere, (zekât toplayan) memurlara, gönülleri (İslam’a) ısındırılacak olanlara, (hürriyetlerini satın almaya çalışan) kölelere, borçlulara, Allah yolunda çalışıp cihat edenlere ve yolcuya mahsustur. Allah pek iyi bilendir, hikmet sahibidir.” (Tevbe suresi, 9:60)Ulemanın içtihatına göre zekât, ayette geçen sekiz sınıfa eşit olarak dağıtılabileceği gibi şartlara göre bir veya birkaç sınıfa da verilebilir. Zekât ve fitre yalnızca fakirlerin hakkı olmayıp, zekâta hak kazanan başka gruplar da vardır. Onun için de müstehak olanlar arasında adaletli bir dağıtımın yapılması gerekir. Zekât uygulaması İslam tarihinde toplumsal bir ibadet olarak ele alınmıştır. Bu yüzden fakirlerin ve diğer ihtiyaç sahiplerinin şahsiyetlerinin rencide edilmesini önlemek için toplumsal bir organizasyon gerekli görülmüştür. Bu toplumsal organizasyon, yukarıda da ifade edildiği gibi aynı zamanda bir görevdir.Dolayısıyla öğrenim gören ihtiyaç sahibi yüksek okul talebelerine ve diğer öğrencilere; Avrupa’da çocuklarımızın dinî ve kültürel eğitimlerine; eğitime destek olarak yapılan hizmet çalışmalarına; hiçbir geliri olmayan fakir, dul ve yetimlerle yolda kalmışlara; maddi imkânsızlık sebebiyle tedavi olamayan yoksul hastalara; ihtiyaç sahibi okul, vakıf ve hastahanelere; deprem ve sel gibi, tabii afetlerden dolayı mağdur kalanlara; İslam’a ve Müslümanlara hizmet eden ihtiyaç sahiplerine; savaşlar sebebiyle mazlum ve mağdur kalanlara ve muhacirlere, Müslüman varlığının sürdürülmesi için, lüzumlu tüm kurumların giderlerine ve de bütün hayır gruplarının hepsine, ihtiyaca binaen harcanır.
Zekât, Allah (c.c.) tarafından ihsan edilen servet nimetine şükür anlamı taşır. Zekâtla mal eksilmediği gibi, tam tersine, içinden zekât verilen mal bereketlenir ve artar. Sadaka verdiği için iflas etmiş bir insana rast gelinmemiştir. Kur’ân-ı Kerîm bunu şöyle beyan buyurur:“Eğer siz şükrederseniz, mutlaka verdiğim nimetleri artırırım.” (İbrâhim suresi, 14:7)“[…] zekâtı verenlerin Rableri katında elbette mükâfatları vardır […]” (Bakara suresi 2:277)Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:“Mallarınızı zekât vermek suretiyle koruma altına alın, hastalıklarınızı sadaka vererek tedavi edin, gelecek olan belalara karşı dua ile hazırlıklı olun.” (Taberani ve Ebu Nuaym el-Hilye)“Mallarınızı, zekât(ını) vererek temizleyiniz.” ( (Lübabü’l Hadis)
Zekâta tabi olan altın, gümüş, zirai ürünler ve evcil hayvanlar ile ticaret mallarının zekâtlarını kendi cinslerinden vermek caiz olduğu gibi kıymetlerini vermek de caizdir. Bu konuda mal sahipleri tercih hakkına sahiptir. Nitekim, öşür, harac, fitre, adak ve azat etme dışındaki keffaretlerde de hüküm böyledir. Zekâtta gaye ihtiyaç içinde olanların bu ihtiyaçlarının karşılanmasıdır. Zekât, zekâta tabi malın kendisinden ödenebileceği gibi çoğu zaman kıymetini vermekle de eda edilir ve ihtiyaç içindekilerde kendi ihtiyaçlarını bu bedelle karşılarlar. Bu duruma göre bir kimse altının zekâtı için, kıymeti kadar gıda maddesi veya kumaş verebilir. Yine saime hayvanlar veya ticaret malları için de nakit para verebilir. Ancak bu konuda ihtiyaç sahipleri için yararlı olanı tercih etmek daha uygundur.
Altın, gümüş ve para dışındaki mallar ile; ev eşyası, akarlar, hayvan türleri, tarım ürünleri, elbiseler ve benzeri menkul ve gayrimenkullerden ticaret için hazırlanan mallar kastedilir. Sahibinin satıp kâr etmek amacıyla edindiği ev, dükkân, arsa, tarla, bahçe ve benzeri akarların hükmü de ticari eşyanın hükmü gibidir. Bu gibi akarlar da ticari eşya gibi zekâta tabidir. Ancak sahibinin veya bir yakınına tahsis edilmiş ve kira ve benzeri bir gelir getirmeyen ev, ticaret için kullanmakta olduğu iş yeri, depo, büro ile sanayi için kullandığı tesislerden zekât gerekmez. 1. Ticaret Malından Zekât Alınmasının Şartları: a) Ticaret Malının Nisap Miktarına Ulaşması: Yıl başında kıymetleri en az 560 gram gümüş veya 80 gram altın miktarında bulunan ticaret mallarının zekâtı için yıl sonundaki kıymetleri esas alınır. Bu kıymetlere göre zekâtı verilir. b) Ticari Malın Üzerinden Bir Yıl Geçmesi: Ticaret malına sahip olunduğu tarihten itibaren malların kıymetleri üzerinden bir yıl geçmiş olması şarttır. Malın kendisi üzerinden yıl geçmesi şart değildir. Hanefî ve Mâlikîlere göre bu konuda geçerli olan yılın başı ile sonu olup, ortası değildir. Bir kimse yılın başında nisap miktarı mala sahip olup yıl içinde bu mal azalır, daha sonra yıl sonunda yeniden nisap miktarına ulaşırsa bu maldan zekât vermek gerekir. c) Satın Alma Sırasında Ticarete Niyet Etmek: Ticaret malları satın alınırken bunlarla ticaret yapmaya niyet etmek gerekir. Eğer bu mallara sahip olduktan sonra niyet edilirse, niyetin ticaret işine yakın olması gereklidir. Satışa arzetmek, satış için ilan vermek veya satış için başkasına yetki vermek gibi bir fiil olmadıkça mücerret bir niyetle bir mal, ticaret malına dönüşmüş olmaz. Başlangıçta ticaret niyetiyle satın alınmamış olan bir mal, mesela bir arsa, birtakım eşya, halı veya bir miktar tahıl ileride satılmak üzere saklansa, bu bir ticaret malı sayılmaz. Bu yüzden bunun bir yıl geçmekle zekâtı lazım gelmez. Bir kimse şehir kenarındaki bir gayrimenkulünü zirai ürünler yetiştirmek veya depo vb. için kullanılmak üzere kiraya vermekte ise, bu yer geliri üzerinden zekâta tabi olur. Fakat burası belediye imar alanına girip, parsellendikten sonra satışa arzedildiği tarihden itibaren ticaret malına dönüşür ve değeri üzerinden kırkta bir zekâta tabi olur. Özet olarak, bir şeyin ticaret malı sayılıp, bundan zekâtın gerekmesi için; malın nisap miktarına ulaşması, üzerinden bir yıl geçmesi, niyetle birlikte fiilî olarak da ticarete başlanılmış olması, ayrıca malların ticaret niyetine elverişli bulunması şarttır. 2. Ticaret Malından Zekâtın Hesaplanması: Ticaret eşyası üzerinden bir yıl geçince altın veya gümüş üzerinden ihtiyaç sahipleri için daha yararlı olan tercih edilerek nisap belirlenir. Zenginlik sınırının tespitinde, temel ihtiyaç maddeleri istisna edilerek, tercih edilen görüşe göre kişi kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin bir yıllık masraflarını ve borçlarını düşer. Geride kalan nakit para veya ticaret eşyası nisap miktarına ulaşır ve üzerinden de bir yıl geçmiş olursa, bunlar birbirine eklenerek kırkta bir zekâta tabi olur. (İbnu’l Hümam, Fethu’l Kadir, C.1, Shf. 528) Ticaret malının zekâtı kırkta bir olarak kendi cinsinden verilebileceği gibi, malın kıymetinin kırkta biri de verilebilir. Zekât yükümlüsü bu konuda tercih hakkına sahiptir. Çünkü ticaret malı, zekâtın farz olduğu bir maldır. Altın, gümüş, hayvan veya tarım ürünlerinde zekât kendi cinslerinden verilebildiğine göre bunların zekâtını da kendi cinsinden vermek caizdir. Ticaretten yıl boyunca elde edilen kârlar ile hayvanlardan doğan yavrular, miras, bağış gibi ticari olmayan yollardan elde edilen mallar sermayeye eklenir. Yıl sonunda bunlar bir bütün olarak değerlendirilerek zekât hesabı yapılır. Ancak yıl dolduktan sonra meydana gelecek ilaveler asıl mala eklenmez.
1. Altın ve Gümüşte Nisap: Altın ve gümüşün nisabı, şer’i ölçüye göre 80 gram, gümüşün nisabı ise 560 gramdır. Borcundan ve asli ihtiyaçlarından fazla olarak 80 gram altına veya 560 gram gümüşe yahut bunların karşılığı kadar para ya da ticaret malına sahip olan kimse, üzerinden bir yıl da geçmişse zekâtla yükümlü olur. Altın, gümüş ve parada zekât nisbeti kırkta bir, yani %2,5’tur. Buna göre, 80 gram altında iki gram, 560 gram gümüşte ise 14 gram zekât gerekir.
İslami esaslara göre kurulan ortaklıklarda her ortak kendi hissesine düşen zekâtla yükümlü olur. Ortaklar sadece ticaretin gerektirdiği işlemlerde birbirlerinin vekili sayılır. Zekât bir ibadet olup, geçerli oluşu niyete bağlıdır. Bu nedenle şirket adına zekât verilebilmesi için ortakların birbirlerine özel yetki vermeleri gerekir. Şirketlerin zekâtını sermaye ortaklığı ve kâr ortaklığı üzerinden şu şekilde açıklayabiliriz: 1. Sermaye Ortaklığı: İki ve daha çok kimsenin sermayelerini birleştirmek suretiyle oluşturdukları ortaklık türüdür. Sermayeler eşit veya farklı miktarlarda olabilir. Kârın paylaşılma şekli serbest sözleşme ile belirlenirken, zarara katlanma kural olarak sermaye oranlarına göre olur. Bu çeşit ortaklıklar ya ticaret şirketi veya üretim yapan sanayi şirketi türünde olabilir. Ticaret şirketinde zekât dışı tutulacak büro, dükkân, depo, servis aracı gibi sabit sermaye daha az olur. Örneğin bir gıda maddeleri ticareti yapan bir şirketin yıl sonu zekâtının hesaplanması şöyle olur: Önce yıl sonu muhasebe sonuçlarına göre borçlar düşülür. Varsayalım ki, 400 bin € nakit parası20 ton pirinci,20 ton toz şekeri,20 ton da kuru fasulyesi bulunsa, Eşit hisseli dört ortak varsa, herbirinin zekât yükümlülüğü dörtte bir üzerinden olur. Her bir ortağın şirket dışı özel bir borcu veya zekâta tabi başka bir malı yoksa bu şirketten her birinin zekât borcu şöylece ortaya çıkmış olur: 400 000 € : 4 = 100 000€ : 40 = 2500 € (verilecek zekât)20 ton pirinç : 4= 5 ton pirinç : 40 = 125 kg. pirinç (verilecek zekât)20 ton toz şeker : 4=5 ton toz şeker : 40 = 125 kg. toz şeker (verilecek zekât)20 ton fasulye : 4 = 5 ton fasulye : 40 = 125 kg. fasulye (verilecek zekât) Sanayi şirketinde ise artıcı olmayan sabit sermaye daha büyük olur. Bir fabrikanın binası, makineleri, depoları, servis araçları, lojmanları ve ticaret malı niteliğinde bulunmayan diğer gayrimenkulleri zekât dışı kalır. Borçlar düşüldükten sonra, geride kalan nakit para, döviz, hammadde, mamul veya yarı mamul tüm ekonomik değerler yıl sonu değerleri üzerinden kırkta bir zekâta tabi olur. Her ortak, şirketin zekâta tabi mal varlığından kendi hissesine düşen kısmını hesaplayıp kırkta bir zekât vermekle yükümlü olur. Ancak bu ortağın şirket dışı borçları varsa, bu payını adı geçen borçlara karşılık tutabilir. Zekâta tabi başka malı varsa bunlar da şirket hissesine eklenerek zekât hesabı yapılır. 2. Hisse Senetlerinin Zekâtı: Bir şirketteki ortaklık payını belirleyen belgeye “hisse senedi” denir. Bu senet başlangıçta şirketin gerçek mal varlığını yansıtırken, yıllar sonra, şirketin mal varlığı yüzlerce kat büyüdüğü hâlde hisse senetlerindeki miktarın sabit kaldığı görülmektedir. Mesela hisse senetlerindeki toplam meblağ üç yüz milyon tutarken, şirketin mal varlığı on veya on beş milyar liraya yükselebilmektedir. Hisse senedinin üzeri rakamlara göre birkaç katı nominal değer üzerinden alıcı bulması da bu senetlerle mal varlığı arasındaki büyük farkı kapatmaya yetmemektedir. Diğer yandan on beş-yirmi yıl önceye ait rakamlara göre kâr paylarının verilmesi yanıltıcı olmaktadır. Dağıtılmayan kârların şirketin mal varlığına eklenmesi ve sürekli büyümenin sağlanması ortakların rızası bulununca mümkün ve caizdir. Ancak ortaklıktan amaç kâr elde etmek olduğu için ortaklardan herhangi birisi ihtiyacı olduğu için kâr dağıtımını istese onun kârını hesaplayarak vermek gerekir. Bu takdirde kâr almayan ortakların hisseleri büyümüş olur. Kısaca dağıtılmayan veya kısmen dağıtılan kârların ya da şirketin enflasyonlar yüzünden sürekli değeri değişen mal varlığının yeniden değerleme yoluyla kıymet biçilerek hisse senetlerine yansıtılması gerekir. Mesela bir kimsenin on beş yıl önce yüz milyon liralık bir şirkette bir milyon lira hissesi varsa, bugün böyle bir şirketin on beş milyar liralık mal varlığı olmuşsa, bu ortağın payı 150 milyon lira kadardır. İşte böyle bir şirketin zekâta tabi mal varlığı, zekât dışı sabit sermaye unsurları düşüldükten sonra üçte bir olsa, bu ortak elli milyon liranın kırkta bir zekâtı ile yükümlü olur. Bir İslam beldesinde her Müslüman ortağın yıl sonlarında, ortağı bulunduğu şirketin zekâta tabi mal varlığı içindeki hissesinin yüzde oranını bilme hakkı vardır. Ticaretten yıl boyunca elde edilen kârlar ile hayvanlardan doğan yavrular, miras, bağış gibi ticari olmayan yollardan elde edilen mallar sermayeye eklenir. Yıl sonunda bunlar bir bütün olarak değerlendirilerek zekât hesabı yapılır. Ancak yıl dolduktan sonra meydana gelecek ilaveler asıl mala eklenmez. 3. Tahvillerin Zekâtı: Maktu gelirli tahvil kıymeti üzerinden, kâr-zarar tahvilleri ise yıl sonundaki ana para ve kâr toplamı üzerinden zekâta tabi olur. 4. Kâr Ortaklığı: Bir taraf sermayeyi, diğer taraf da emeğini ortaya koyarak emek-sermaye ortaklığı kurulabilir. Buna İslam’da “Mudarabe” denir. Kârın paylaşılması sermaye sahibi ile işletmeci arasında serbest sözleşmeye göre olur. Zarara işletmecinin kasıt, kusur veya ihmali bulunmadıkça yalnız sermaye sahibi katlanır. İşletmecinin zarardan payı, emeğinin boşa gitmesi şeklinde ortaya çıkar. Mudarabe, İslam bankacılığının da esasını teşkil eder. İşte emek-sermaye ortaklığında, ortaklığın tasfiyesi beklenmeksizin yıl sonunda sermaye sahibi, sermaye ve kârdan payına düşenin, işletmeci ise yalnız kârdan payına düşenin zekâtı ile yükümlü olur. (İbn Abidin, Redu’l Muhtar, C.3, Shf.364, Züheyli, el-Fıku’l İslami ve Edilletuhu, C.2, Shf. 799) 5. Ticaret Mallarının Zekâtının Tespitinde Muhtelif Misaller Eldeki her malın, o beldedeki tedavülde olan para üzerinden kıymeti belirlenir ve yukarıdaki formüle uygun olarak zekâtı hesaplanır. Altın, gümüş ve mütadavel paraların dışındaki mallar (eşya ve emtia), ticari, zirai veya saime olmadığı sürece zekâta tabi olmaz. Ticari malların türleri, kendi başlarına zekâta tabi olacak miktara ulaşamasa da, biri diğerine eklenir; elde edilen miktar nisap miktarına ulaşırsa, ihtiyaç sahiplerinin lehine olacak şekilde altın veya gümüş üzerinden zekât hesabı yapılır ve öylece zekâtı ödenir. Bir malın zekâta tabi olması için, artıcı, üreyici olması şarttır. Bu durum altın, gümüş ve para için söz konusu değildir. Bunların kendileri nami (artıcı) olarak kabul edilmiştir. (El-İhtiyar, C.1, Shf. 112)
Günümüzde sermaye toprak ve ticaret dışında daha düzenli gelir sağlamak amacıyla başka yönlere yönelmiştir. Kira geliri sağlamak için işyeri, dükkân, han, apartman, depo ile üretim için tesis edilen fabrikalar, nakliye işi için otobüs, tren, uçak, gemi, tır ve benzeri vasıtalar, sığır ve tavuk çiftlikleri bunlar arasında sayılabilir. Bunların hepsi kendisinde büyüme ve gelişme olmaksızın geliri için yapılan yatırımlardır. Bu yüzden de gelirlerinden ve kârlarından zekât vermek gerekir. Örneğin, 100.000 € değerinde, yılda 10.000.€ kira geliri olan bir kişinin, evin değeri değil de kirası üzerinden zekâtını ödemesi gerekir. Böyle bir evin yıllık zekâtı: 10.000 € : 40 = 250 €‘dur. Diğer yandan bazı durumlarda ticaret malı ve kira geliri bir malda toplanabilir. Bir müteahhit, satacağı bazı daireleri geçici olarak kiraya verse, bu dairelerin ticaret malı olma niteliği değişmez. Yine mesela; on tane yolcu otobüsü olan kimse, bunların gelirinden zekât verir. Ancak yıl içinde bunlardan üç tanesini satmaya karar verse, alıcı çıkıncaya kadar, bunların sefere devam etmesi ticaret malı sayılmalarına engel olmaz. Şirketlerin zekâtını açıklarken de temas ettiğimiz gibi sanayi tesislerinin üreme ve çoğalma niteliği bulunmayan fabrika binası, makineler, lojmanlar, servis araçları, depolar ve bu tesislerin üzerinde kurulduğu gayrimenkuller kıymeti üzerinden zekâta tabi olmaz. Belki bu kuruluşun döner sermayesinden, yıl sonunda borçlar düşüldükten sonra geride kalan nakit para, sağlam alacaklar, ham madde ve mamül maddeler vb. gelişme ve artma niteliği bulunan ekonomik değerler zekâta tabi olur. Şirket ticaret amacıyla veya gerektiğinde nakte çevirmek için birtakım gayrimenkullere yatırım yapmışsa, bunlar kıymeti üzerinden zekâta girer.
Zekât, İslam'ın beş temel şartından biridir ve yeterli mali güce sahip her Müslümana yılda bir kez farz kılınmaktadır. Hasene topladığı zekâtları Kur'an-ı Kerim'de belirtilen 8 sınıfa dağıtmaktadır.
Detaylı Bilgi Bağış Yap
Fitre (fıtır sadakası), Ramazan ayının sonunda, bayram namazından önce verilmesi gereken ve her özgür Müslüman'a vacip olan bir sadakadır. Hasene fitre bağışlarını en muhtaç kişilere ulaştırmaktadır.
Detaylı Bilgi Bağış Yap
Fidye, oruç tutamayacak durumda olan (yaşlılık, kronik hastalık gibi) kişilerin her oruç günü için bir fakiri doyurması anlamına gelir. Hasene bu fidye bağışlarını gerçek muhtaçlara iletmektedir.
Detaylı Bilgi Bağış Yap
Sadaka, farz olan zekâtın dışında herhangi bir zorunluluk olmaksızın Allah rızası için yapılan gönüllü yardımdır. Her iyilik sadaka sayılmakla birlikte, maddi destek en somut ve etkili sadaka biçimidir.
Detaylı Bilgi Bağış YapÇerezler ve harici medya
Web sitesinin çalışması için yalnızca gerekli çerezleri kullanıyoruz. Harici medyayı (ör. video veya harita) yalnızca onayınızla yüklüyoruz.
Erişimi çerezsiz olarak Umami ile ölçüyoruz; dayanağımız meşru menfaatimizdir. Bunu ayarlardan kapatabilirsiniz.